İçeriğe geç

Notlar

İşin nasıl aktığı, sayılar ve süreç üzerine kısa notlar. Hizmet değil, düşünce.

İlk beş adım

Bir işe bakarken önce ilk beş adımı yazarım. Tamamını değil, sadece beşini. Beşten sonrası tahmindir ve tahmin yazıldığında plana benzemeye başlar.

Bu alışkanlığın tek amacı var: işin nerede tıkandığını konuşulabilir hâle getirmek. Beş adımın üçüncüsünde herkes farklı bir şey söylüyorsa sorun oradadır, araçta değil.

Çoğu zaman ortaya çıkan şey şu oluyor: kimse işi baştan sona görmüyor. Herkes kendi parçasını iyi biliyor, arasını kimse bilmiyor.

Sayılar önce anlatır, sonra ölçer

Raporun ilk işi ölçmek değil, anlatmaktır. Bir sayı kimsenin aklında bir cümleye dönüşmüyorsa o sayı henüz çalışmıyor.

Bu yüzden bir tabloyu kurmadan önce hangi cümleyi kurmak istediğimi sorarım. Cümle netse tablo kısalır. Cümle belirsizse tablo büyür ve kimse açmaz.

Üretimde bu daha da net: bir parçanın kaç günde çıktığı, kaç kez geri döndüğü ve nerede beklediği üç cümledir. Geri kalanı detaydır.

El işi ile yazılım aynı soruyu sorar

Bir kalıbı düzeltirken de bir ekranı düzeltirken de aynı soruyu soruyorum: bu adım gerçekten gerekli mi, yoksa alışkanlık mı?

Tezgahta fazladan bir işlem elde hissedilir. Yazılımda hissedilmez; onun yerine bir alan, bir onay, bir sekme olarak birikir ve kimse fark etmez.

Kuyumculuk bana bunu öğretti: gereksiz adım maliyet olarak değil, yorgunluk olarak görünür. Yorgunluğu ölçebiliyorsan süreci de düzeltebilirsin.

Aracı değiştirmek işi değiştirmez

Yeni bir araç kurmak kolay, işin akışını değiştirmek zor. Araç değişince aynı iş yeni bir yerde, aynı dağınıklıkla tekrar başlıyor.

Bu yüzden bir şeye başlarken tek adım seçiyorum. Her şeyi birden değiştirmeye çalışan girişimlerin çoğu, kimsenin işini kolaylaştırmadığı için sessizce bırakılıyor.

Bir adım işe yararsa ikincisini kimse zorlamadan ister. İstemiyorsa, ilk adım işe yaramamıştır.

Soru sor

Bu sitedeki bilgilerle yanıtlar. Bilmediğini uydurmaz.